Uzay havası, hayatımızı etkiliyor

Cuma, Şubat 8, 2008 0:22
Kategori Bilim, İnceleme

Uzay havası, hayatımızı etkiliyorODTÜ Havacılık ve Uzay Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Yurdanur Tulunay, uzay havasının Türkiye üzerine etkilerinin araştırılması için Türkiye’nin de öteki gelişmiş ülkeler gibi Uzay Havası İzleme Merkezi kurması gerektiğini söyledi.

Manyetik alan fırtınalarının etkileri, maden ve petrol arama çalışmalarındaki önemli aksaklıklardan, göç eden kuşların yön duyularının bozulmasına, iletişim bağlantılarının devre dışı kalmasından, uyduların kaybolmasına, tren sinyalizasyonlarının hatalı bilgi vermesinden, uçaklarda avionik sistem arızalarına kadar bir çok alanda kendisini gösteriyor.

ODTÜ Havacılık ve Uzay Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Yurdanur Tulunay, uzay havası etkilerinin yüzde 90′ının, ilk 500-600 kilometrelik yere yakın uzay ortamında görüldüğünü belirtti. Tulunay “Bunlar, ortamın fiziksel özelliklerinin değişimi sonucunda oluşan, örneğin sürtünmeyi, radyo dalgaları yayılımını ve ikincil elektromanyetik (em) etkileri içerir” dedi.

Yere yakın uzayda sürekli yağan enerji yüklü parçacıkların, uzay aracı işletimlerinde, uluslararası uzay laboratuvar ve uzay araçlarının elektriklenmesinde etkili olduğuna işaret eden Tulunay, şunları kaydetti:
Uzay havası ile etkileşimde güneş pilleri, DNA gibi örneklerde görülebilecek radyasyon kökenli bozulmalar, mikroelektronik yapıların durumlarını değiştiren tekil olaylar görülmektedir. Kozmik ışınların tetiklediği katı hal elektronikli bellek bozulmaları, artık günümüzde bir hava-uzay (aerospace) konusu olarak değil de bir otomotiv elektroniği sistem tasarımı konusu olarak bile ele alınmaktadır. Buna, günlük yaşamdan taşıt araçlarındaki güvenlik sistemlerinin tasarımı, sayısal elektronikte güvenilirliğin sınırlanması ve yüksek gerilimli elektriksel sistem tasarım ve işletimi konuları da örnek gösterilebilir.”

Uzay havasının en önemli aktörü olan güneş fırtınaları, Manyetosfer, İyonosfer ve yer manyetik alanı fırtınalarını tetikler” diyen Tulunay, “Yere yakın uzayın, elektromanyetik dalgaların yayılımını denetleyen plazma ortamı olan İyonosfer 1920′lerin başında keşfedilmesine karşın, elektromanyetik dalganın yayılımının yasaları 1930′ların başında oluşturulabildi” dedi.

Tulunay, yer manyetik alan fırtınalarının etkilerinin, maden ve petrol arama çalışmalarındaki önemli aksaklıklardan, göç eden kuşların yön duyularının bozulmasına, iletişim bağlantılarının devre dışı kalmasından, uyduların kaybolmasına, tren sinyalizasyonlarının hatalı bilgi vermesinden, uçaklarda avionik sistem arızaları olmasına kadar bir çok alanda kendisini gösterdiğini ifade etti.

Yerin manyetik alanına bağlı olarak çeşitli ölçümlerde hatalar yaşanabildiğini anlatan Tulunay, “Örneğin, manyetik alanın petrol aramak için sondaj yapan bir matkabın ölçüm sistemi üzerinde yarattığı yanıltıcı etki sonucunda oluşacak küçük açı hataları, petrol olduğu düşünülen bir alana doğru binlerce metreye dek açılabilecek bir sondajda çok büyük sapmalara neden olabilir ve bu durum o sondajın boşa gitmesi durumunu bile yaratabilir” diye konuştu.

Yer küreyi “koca bir mıknatıs” olarak değerlendiren Tulunay, bu mıknatısın manyetik alanının dünyayı galaktik ve güneşsel kozmik ışınlardan bir kalkan gibi koruduğunu vurguladı. Tulunay, Uluslararası Uzay İstasyonu’nun yer manyetik alanının koruyucu etkisinde olsa da radyasyon ve neden olabileceği DNA bozulmaları ile kanser riskinin astronotları doğrudan tehdit ettiğini söyledi.

Ay ve Mars’ın yer manyetik alanı tarafından korunduğuna işaret eden Tulunay, 1968 yılında ABD’nin gerçekleştirdiği APOLLO projesi ile aya gidilmesinin tümüyle bir şans eseri olarak herhangi bir ölüm ve aygıt bozulmasına neden olmadan tamamlandığını belirtti.

Related posts

Yazıya yorum yapabilir , yada diğer yazılara bakabilirsiniz.

Yorumunuz Belirtin